Birkaç gündür maalesef canımızı acıtacak olaylar yaşıyoruz.
Neden bunlar oldu, sorumluları kim diye düşünüp bulabildiğim cevapları sizinle paylaşmak istiyorum.
Birinci sırada ve en büyük suçlu küresel kötülük şebekesi.
Dünyadaki olaylara da baktığımızda, aynı şebekenin her yerde çocuklara musallat olduğunu, onların kanlarıyla beslendiklerini görüyoruz.
Ürettikleri kirli şeylerle çocukların bedenlerini, zihinlerini, kalplerini, ahlaklarını zehirliyorlar.
Zararlı besinleri, saptırıcı fikirleri, ahlakı bozan dijital içerikleri, üretenler, üretmeye teşvik edenler, reklamını yaparak yaygınlaştıranlar, finanse edenler aynı kötülük şebekesi.
En sık yaptıkları şey çocuklara musallat olmak ve korku yaymak, bu şekilde toplumu yönlendirmek ve kontrol etmek.
Bu şebekeyi unutarak/görmeyerek/atlayarak yapılan değerlendirmeler yine onların kötülük sistemine hizmet edecektir.
İkinci sırada sorumlu olarak devlet yetkilileri gelmektedir. Bu kötülük şebekesinin ürettiği kirli içeriklere karşı çocuklarımızı koruması gerekenlerin koruyucu/kısıtlayıcı tedbirleri almamış olması.
Televizyonlarda, dijital mecralarda, sosyal medyada üzerimize yağmur gibi yağan şiddet ve cinsellik içeren, kaynağı bilinmeyen lüks yaşama özendiren, mafyaya heveslendiren, dijital kumar reklamları içeren yayınlara karşı zamanında önlem alınmaması. Uzmanların uyarılarının, başımıza bir musibet gelmeden ciddiye alınmaması.
Uygulanan hukuk sisteminin mağduru korumaması, suçluyu caydırmaması, adaleti sağlamaması. Bunları yapması gereken sorumluların gereğini yapmaması.
Üçüncü sırada sorumlu olarak ebeveynler gelmektedir. Okumadığından, okumuşların tavsiyelerini dikkate almadığından içinde yaşadığı mevcut dünyayı tanımaması ve çocukları için mevcut tehlikelerin farkında olmaması.
Keyfi bozulmasın diye, tembelliğinden çocuklarına vakit ayırmaması, kontrolsüzce ekrana/dijital içeriklere maruz bırakması. Ekonomik sıkıntı çekmesin, evi/arabası/kariyeri olsun öncelenerek terbiyesinin/ahlakının ihmal edilmesi.
Dördüncü sırada sorumlu olarak eğitimciler gelmektedir. Sürekli değişen müfredat ve modellere uyum sağlamaya çalışırken, velinin isteklerini de dikkate alarak, yağmur gibi bozucu etkiye sahip içeriklere maruz kalmış öğrenciye bilgi ve ahlak vermeye çalışan eğitimciler.
İşini fazlasıyla yapan öğretmenler var, işinin hakkını verenler var, çabalamaya devam edenler var, elbette umutsuzluğa düşerek mücadeleyi bırakanlar da var. Ama öğretmenler umutsuzluğa düşmemeli, öğretmenlik peygamberlik mesleğidir.
İnsanlar kıymetini bilmese de, küçümsese de, karada gemi yapmaya, kuyuda dua etmeye, putları kırmak için ateşte yanmaya, karanlıkta ışık olmaya devam etmeliler.
Beşinci ve son sorumlu çocuklardır. Olanlarda en az sorumlu olan, olayın en masumu, hayat acemisi, kötülerin planlı ürettiği bozucu etkilere, sorumluların sorumsuzluğunun sonuçlarına, ebeveyn duyarsızlığına maruz kalan, zor bir zamanda yaşamak durumunda kalan çocuklarımız. Onları koruyamadık, öğretemedik, yetiştirmeyi beceremedik.
Gönlümüz bir tarla, evimiz bir tarla, ülkemiz bir tarla, dünya bir tarla. Tarlayı faydalı tohumlarla ekmezsek, dikenleri temizlemezsek, kargaların bıraktığı kötü tohumların acı meyvelerine ve yaban otlarının büyüyüp ürünlerimizi çürütmesine kızma hakkımız olmaz. Hayat boşluk kabul etmez, ektiğimizi biçiyoruz. Vesselam.