Bizler, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan engelli bireyler ve aileleri olarak; Anayasamızın, yasalarımızın ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin bizlere tanıdığı hakların yalnızca mevzuat metinlerinde değil, günlük yaşamın her alanında somut karşılık bulmasını istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi, engelli bireyler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağını açıkça belirtmektedir. Anayasa’nın 61. maddesi ise devletin engelli bireylerin korunması, desteklenmesi ve toplum hayatına uyumlarının sağlanması için gerekli tedbirleri alacağını hüküm altına almaktadır.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, Belediye Kanunu, ilgili spor mevzuatı ve Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi; engelli bireylerin eğitim, sağlık, ulaşım, istihdam, spor, kültür, sosyal yaşam ve bağımsız yaşam haklarını güvence altına almaktadır.
Ancak engelli bireyler ve aileleri olarak biliyoruz ki bir hakkın yasada yer alması ile günlük yaşamda hissedilmesi arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Bugün ülkemizin birçok ilinde ve ilçesinde engelli bireyler hâlâ kaldırımlarda yürümekte zorlanmakta, toplu taşımaya erişememekte, istihdam fırsatlarına ulaşamamakta, sosyal yaşamın dışında kalmakta ve aileleriyle birlikte ağır ekonomik yükler altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Bu nedenle taleplerimiz bir ayrıcalık talebi değil; mevcut haklarımızın hayata geçirilmesi ve insan onuruna yakışır bir yaşamın sağlanması yönündeki beklentilerimizdir.
1. Belediyelerin Karar Alma Mekanizmalarında Engelli Temsili
Engelli bireylerle ilgili kararlar alınırken engelli bireylerin görüşlerinin alınması demokratik yönetim anlayışının gereğidir. Belediyelerin yönetim kadrolarında, danışma kurullarında ve ilgili birimlerinde liyakat sahibi engelli bireylerin veya engelli yakını olan kişilerin görev almasını talep ediyoruz.
Çünkü bir sorunu en iyi yaşayan bilir. Kaldırımın yüksekliğinin, bir otobüs durağının erişilebilir olup olmadığının veya bir sosyal hizmetin yeterliliğinin değerlendirilmesinde sahadaki deneyim büyük önem taşımaktadır. Engelli bireylerin karar süreçlerine katılımı hem kaynakların daha verimli kullanılmasını hem de daha doğru hizmetlerin üretilmesini sağlayacaktır.
2. Bağımsız Ve Etkin Engelli Meclislerinin Oluşturulması
Tüm büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinde kendi çalışma programına sahip, düzenli toplanan ve önerileri dikkate alınan Engelli Meclislerinin kurulmasını istiyoruz.
Bu meclisler yalnızca sembolik yapılar olmamalı; engelli bireylerin sorunlarını tespit eden, çözüm önerileri geliştiren ve belediye politikalarına yön verebilen aktif yapılar hâline gelmelidir.
3. Ağır Engelli Bireyler İçin Gündüz Bakım Merkezleri
Ülkemizde binlerce aile, ağır engelli çocuklarına, eşlerine veya yakınlarına yirmi dört saat bakım vermektedir. Bu ailelerin büyük bölümü sosyal yaşamdan uzaklaşmakta, çalışma hayatına katılamamakta ve ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bu nedenle belediyeler tarafından modern, güvenli ve nitelikli gündüz bakım merkezlerinin açılmasını talep ediyoruz. Bu merkezler hem engelli bireylerin sosyal gelişimine katkı sağlayacak hem de ailelerin nefes almasına, dinlenmesine ve toplumsal yaşama katılmasına imkân verecektir.
4. Engelli Sporlarına Daha Güçlü Destek
Spor, engelli bireyler için yalnızca fiziksel aktivite değildir. Spor; özgüven, disiplin, bağımsızlık, sosyalleşme ve başarı demektir.
Bugün birçok engelli sporcu maddi imkânsızlıklar nedeniyle spor hayatını sürdürmekte zorlanmaktadır. Spor ekipmanlarının maliyetleri, ulaşım giderleri ve tesis yetersizlikleri önemli sorunlar oluşturmaktadır.
Bu nedenle belediyelerimizin engelli spor kulüplerine destek vermesini, spor tesislerini erişilebilir hâle getirmesini, ulaşım desteği sağlamasını ve engelli spor organizasyonlarını artırmasını bekliyoruz.
5. Erişilebilir Kaldırımlar, Yollar Ve Sosyal Yaşam Alanları
Erişilebilirlik yalnızca teknik bir konu değil, insan hakları meselesidir.
Bir görme engelli bireyin güvenli şekilde yürüyebilmesi, bir tekerlekli sandalye kullanıcısının kaldırımdan rahatça geçebilmesi, bir işitme engelli bireyin kamusal hizmetlere erişebilmesi temel bir haktır.
Şehirlerimizde yapılan her yatırımın erişilebilirlik kriterlerine uygun olması, mevcut eksikliklerin giderilmesi ve denetimlerin artırılması büyük önem taşımaktadır.
6. Erişilebilir Ve Güvenli Ulaşım Hakkı
Ulaşım olmadan eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşama katılım mümkün değildir.
Engelli bireylerin bir hastaneye, okula, iş yerine veya sosyal etkinliğe ulaşmak için ekstra mücadele vermek zorunda kalmadığı bir sistem istiyoruz. Toplu taşıma araçlarının, durakların ve bilgilendirme sistemlerinin tüm engel gruplarına uygun hâle getirilmesini talep ediyoruz.
7. Kültürel Ve Sosyal Yaşama Eşit Katılım
Engelli bireyler yalnızca bakım hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiler değildir. Bizler aynı zamanda sanatın, kültürün, eğitimin ve sosyal yaşamın doğal paydaşlarıyız.
Konserlerin, tiyatroların, festivallerin, müzelerin, spor etkinliklerinin ve diğer sosyal faaliyetlerin erişilebilir hâle getirilmesini talep ediyoruz. Çünkü toplumsal bütünleşme ancak ortak yaşam alanlarında gerçekleşebilir.
8. Mesleki Eğitim Ve Bağımsız Yaşam Programları
Birçok engelli birey çalışmak, üretmek ve ekonomik özgürlüğünü kazanmak istemektedir. Ancak yeterli eğitim ve fırsatlara ulaşmakta güçlük çekmektedir.
Belediyeler tarafından teknoloji, yazılım, yapay zekâ, girişimcilik, kişisel gelişim, yabancı dil ve bağımsız yaşam alanlarında eğitim programlarının yaygınlaştırılmasını talep ediyoruz.
Güçlü bireyler, güçlü aileler; güçlü aileler ise güçlü bir toplum oluşturur.
9. Engelsiz Yaşam Merkezleri Ve Engelli Kafeleri
Engelli bireylerin sosyalleşebileceği, etkinliklere katılabileceği ve deneyim paylaşımında bulunabileceği yaşam merkezlerinin yaygınlaştırılmasını istiyoruz.
Yalnızlık ve sosyal izolasyon birçok engelli bireyin yaşadığı önemli sorunlardan biridir. Bu merkezler sosyal dayanışmayı güçlendirecek ve toplumsal kaynaşmaya katkı sağlayacaktır.
10. İstihdam Ve Korumalı İş Yerleri
Birçok engelli birey çalışabilecek durumda olmasına rağmen iş bulamamaktadır. İşsizlik yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorundur.
Belediyeler ve bağlı şirketlerde engelli istihdam kotalarının eksiksiz uygulanmasını, yeni istihdam modellerinin geliştirilmesini ve ağır engelli bireyler için korumalı iş yerlerinin yaygınlaştırılmasını talep ediyoruz.
11. Tüm Engel Gruplarını Kapsayan Şehir Planlaması
Şehir planlaması yapılırken yalnızca fiziksel engeller değil, tüm engel gruplarının ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.
Görme engelli bireylerden işitme engelli bireylere, ortopedik engellilerden otizmli bireylere kadar herkesin ihtiyaçlarını gözeten bir şehir anlayışı benimsenmelidir.
12. Bizimle İlgili Kararlarda Bizlerin Görüşlerinin Alınması
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin temel ilkelerinden biri “Biz olmadan bizim hakkımızda karar alınamaz” anlayışıdır.
Bu nedenle engelli bireyleri ilgilendiren her çalışmada, proje ve hizmette engelli bireylerin ve ailelerinin görüşlerine başvurulmasını talep ediyoruz.
13. Dijital Erişilebilirlik
Dijital dönüşüm çağında erişilebilir internet siteleri ve mobil uygulamalar büyük önem taşımaktadır.
Belediyelerin dijital hizmetlerinin ekran okuyucularla uyumlu, erişilebilir ve kullanılabilir hâle getirilmesi gerekmektedir. Çünkü günümüzde bilgiye erişim de temel bir haktır.
14. Afet Ve Acil Durum Planlarında Engellilerin Gözetilmesi
Deprem, sel, yangın ve diğer afetlerde engelli bireyler en riskli gruplar arasında yer almaktadır.
Bu nedenle afet planlarında engelli bireylerin ihtiyaçlarının özel olarak dikkate alınmasını, erişilebilir toplanma alanları oluşturulmasını ve gerekli destek mekanizmalarının kurulmasını talep ediyoruz.
SONUÇ
Bugün Türkiye’nin 81 ilinde ve bu illere bağlı yüzlerce ilçede yaşayan milyonlarca engelli birey ve aileleri, yalnızca yasalarda yer alan haklarının günlük yaşamda da karşılık bulmasını istemektedir.
Talebimiz; ayrıcalık değil eşitliktir.
Talebimiz; yardım değil erişilebilirliktir.
Talebimiz; bağımlılık değil bağımsız yaşamdır.
Talebimiz; dışlanmak değil toplumun eşit ve onurlu bireyleri olarak yaşamaktır.
Başta 81 ilimizin büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri olmak üzere tüm yerel yönetimlerimizin; Anayasamızın, Engelliler Hakkında Kanun’un, Belediye Kanunu’nun ve Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu sorumlulukları sahada daha güçlü şekilde hayata geçireceğine inanıyoruz.
Engelsiz bir Türkiye’nin yolu; erişilebilir şehirlerden, güçlü ailelerden, bağımsız bireylerden ve kapsayıcı yerel yönetim anlayışından geçmektedir.